24 Nisan 2016 Pazar

felsefe

Felsefe sözcüğü köken olarak Yunanca φιλοσοφία seviyorum, peşinden koşuyorum, arıyorum anlamına gelen "phileo" ve bilgi, bilgelik anlamına gelen "sophia" sözcüklerinden türeyen terimin işaret ettiği entelektüel faaliyet ve disiplin. "phileo"=sevgi "sophia"=bilgi veya bilmek kelimelerinden türemiştir. Philosophia=bilgelik arayışı, bilgiyi sevmek, bilgi severlik, araştırmak ve peşinde koşmak anlamlarına gelmektedir. Filozof da bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişidir.
Buna göre, felsefe Yunanlar için, ‘bilgelik sevgisi’ ya da ‘hikmet arayışı’ anlamına gelmiştir. Başlangıçtaki bu özgün anlama göre, her türden bilimsel araştırmacıya "filozof" adı verilmiştir.
Felsefe; varlık, bilgi, gerçek, adalet, güzellik, doğruluk, akıl ve dil gibi konularla ilgili genel ve temel sorunlara ilişkin yapılan çalışmalardır.[1][2] Felsefe düşünce sanatı olarak da bilinir.
Filozof, yeni (farklı) sonuçlara varan ve bu sonuçları ifade etmek için yeni tanımlar ve yeni bilgi üreten kişidir. Filozoflar hayata yeni sözler, cümleler ve bilgiler koyarak insan yaşamında önemli bir yer edinmişlerdir. Öğüt verici bilgileri ile insanların hayatlarında daha kolay bir yaşam için uğraş vermişlerdir.


Felsefenin konuları

Yedi liberal sanatın merkezinde duran felsefe,Herrad von Landsberg, 12. yüzyıl
Filozoflar genellikle varoluş veya varlık, ahlak veya iyilik, bilgi, gerçek ve güzellik konularıyla ilgilenmişlerdir. Felsefe tarihine göre birçok filozof dinî inançlara veya bilime de eğilmiştir. Filozoflar genellikle bilimin dışında kalan bu kavramlarla ilgili kritik sorular sorarlar. Felsefe nedir sorusunun cevabının aranması da bir felsefi uğraştır. Filozoflar genellikle şu soruların cevaplarını ararlar:
  • Gerçek nedir? Bir ifadeyi nasıl veya niye doğru veya yanlış olarak tanımlarız? Nasıl karar veririz?
  • Bilgi mümkün müdür? Bildiğimizi nasıl biliriz? Doğru bilginin kökeni ve sınırları?
  • Ahlaken doğru veya yanlış hareketler (veya değerler, veya kurumlar) arasında bir fark var mıdır? Hangi hareketler doğrudur, hangileri yanlıştır? Değerler mutlak mı, izafi midir? Yani nasıl yaşamak gerekir? Ahlakın kaynağı nedir?
  • Gerçeklik nedir ve neler gerçek olarak nitelendirilebilir? Gerçek olan şeylerin doğası nedir? * Bazı şeyler algımızdan bağımsız olarak var olabilir mi? Zaman ve mekânın doğası nedir? Düşünme ve düşüncenin doğası nedir? Birey olmak ne demektir?
  • Güzel nedir? Güzel şeylerin farkı nedir? Sanat nedir? ("L.N. Tolstoy - Sanat Nedir?" adlı kitap)
  • Estetik izafi midir? Belirli sınırları var mıdır?
  • Din kavramının kökeni nedir? Tanrı insanların korkularından kaynaklanan bir varsayım mıdır? Tanrı var mıdır?
  • Varlık, zaman ve mekân arasında ne tür bir bağ vardır? Esasen bu kavramlar arasında herhangi bir bağ var mıdır?
Antik Yunan felsefesinde, yukarıdaki sorulardan ilk beşi sırasıyla, analitik veya mantıksal, epistemoloji, etik, metafizik ve estetik olarak adlandırılırdı. Bunların dışında da konular vardı ve bu tanımlamaları ilk kez kullanan Aristoteles aynı zamanda politika, modern fizik, jeoloji, biyoloji, meteoroloji ve astronomiyi de felsefenin konuları arasına almıştır. Galileo'ya göre ise bilimler ve sanatların genel adı felsefedir. Yunanlar Sokrates'in etkisiyle bir analiz geleneği geliştirmişler ve konuyu daha iyi anlamak için parçalarına ayırmışlardır. Bu yöntem günümüzde bilimde ve sanatta kullanılmaktadır.
Diğer gelenekler bu tip tanımlar kullanmamış veya aynı temaları ön plana çıkartmamıştır. Hint felsefesi Batı felsefesi ile benzerlikler taşısa da, binlerce yıldır felsefe ile ilgilenmiş olsalar da Japonca, Korece ve Çincede felsefe kelimesi 19. yüzyıla kadar var olmamıştır. Özellikle Çinli filozofların Yunanlara göre farklı bir sınıflandırması vardı. Tanımlamaları da genel özelliklere değil çoğunlukla metaforikti ve aynı anda birkaç konuya ilintiliydi.[3] Ancak Batı felsefesinde de konular arasında kesin sınırlar yoktur ve 19. yüzyıla kadar Batı filozoflarının çalışmalarında konusal bir ayrım yapılmamıştır. Örnek olarak, Aristoteles'in çalışmalarının kendi başına bir anlamı yoktu. Peripatetikçilerin yaptığı da, Aristoteles'in çalışmaları ve konuları arasında bağlantılar kurup, genel yargılara ulaşmaktı. Gerçek felsefe Rönesans sonrası Alman İdealizmi sonrasında doruk noktasına ulaşmıştır.

Amaçları

Eflatun (soldaki) ve Aristoteles (sağdaki): Raffaello Santi tarafından 1509 yılında yapılan Atina Okulu'ndan detay
Felsefi düşünce insanın evreni içinde kendi varlığını merak etmesiyle ve bu konuda sorular sormasıyla başlar. Felsefe için merak etmek ve soru sormak yeterli değildir. Sorulara sistemli bir açıklama getirmek de önemlidir. Aynı zamanda getirilecek olan açıklamanın sistemli veya sistemsiz olması gerektiği de felsefenin bir sorusudur. Felsefi düşünüş sıradan düşünüşten tamamen farklıdır. Onun ayırt edici özelliği kavramsal ve/veya soyut olma çabasıdır. Felsefi düşüncenin yöntemleri insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar. Felsefe eleştirel bir düşünüş biçimidir. Felsefi düşünce önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir düşüncedir. Temel yöntemdir. Bunun üzerine sorgulama ve açıklama inşa edilir.
Felsefe diğer disiplinlerden sorgulama yöntemiyle ayrılır. Filozoflar; ilginç, harika veya şaşırtıcı buldukları bir konudaki şüpheleriyle ilgili anlaşılır örnekler verebilmek için, genellikle sorularını problemler veya bilmeceler olarak çerçevelendirirler. Bu sorular genellikle bir inanca ait varsayımlarla veya insanların karar vermek için kullandıkları yöntemlerle ilgilidir.
Filozoflar problemleri mantıksal bir şekilde ortaya koyarlar. Tarihsel olarak geleneksel mantığın kıyaslarını, Frege ve Russell'dan itibaren de sembolik mantık kullanır ve daha sonra kritik okuma ve fikir yürütmelerle bir sonuca doğru ilerlerler. Sokrat gibi, tartışmayla veya diğerlerinin ileri sürdükleri fikirlere cevap vererek ya da dikkatli kişisel düşünmeyle cevap ararlar. Filozoflar bu yöntemlerin birbirine göre üstünlüklerini tartışagelmişler, örneğin felsefi "çözümlerin" nesnel, kesin yani gerçeklik hakkında bilgi veren mi; yoksa konuştuğumuz dilin mantığına açıklık kazandıran veya hatta kişisel terapi mi olduğunu sorgulamışlardır.
Dil filozofun en önemli aracıdır. Analitik felsefede felsefi yöntemle ilgili tartışmalar felsefe ve dille ilgiliydi. Kıta felsefesinde de benzer kaygılar vardır. Meta-felsefe, yani felsefenin felsefesi, felsefi problemlerin, felsefi çözümlerin ve problemden çözüme gidişteki yöntemlerin doğasını araştırır. Bu tartışmalar aynı zamanda dil ve yorum üzerine yapılan tartışmalarla da ilgilidir. Yani felsefe düşünce ve mantık bilimi olup her şey hakkında birçok şey bilme sanatıdır.

Felsefe gelenekler

Birçok toplum felsefi sorunları araştırmış ve bir felsefe geleneği yaratmıştır. Avrupa-Amerikan akademik çevrelerinde "felsefe" terimi genellikle sadece Batı Avrupa medeniyetinin oluşturduğu felsefe geleneği olan Batı Felsefesi yerine kullanılır. Bunun coğrafi olarak karşısında yer alan Doğu Felsefesi çok farklı bir yapıya sahiptir.
Doğu ve Orta Doğu felsefe gelenekleri Batı filozoflarını etkilemiştir. Rus, Yahudi, İslam ve yakın zamanda Latin Amerika felsefe gelenekleri Batı felsefesine katkı sağlamış ve ondan ayrı olarak varlıklarını sürdürmüştür.

Uygulamalı Felsefe

Felsefe çalışmaları toplumun temelleri üzerinde etkili olmuştur. Felsefe, eleştirel düşünceyi ortaya çıkaran bir etkinlik olarak fikir temelli gelişmelerin odağında yer almıştır.[4] Tüm bilimlerin anası olmak, felsefeye yakıştırılan genel bir uygulama sıfatıdır.[5][6][7] Felsefi çalışmaların uygulandığı alanların başında etik ve politik felsefe gelir. Konfüçyüs, Sun Tzu, İbn Haldun, İbn Rüşd, Machiavelli, Leibniz, John Locke, Rousseau, Adam Smith, Marx, Mill, Gandhi gibi politika ve ekonomi filozoflarınca topluma uygulanan eserler verilmiştir. Felsefe çalışmaları devlet ve hükûmet hareketlerini, bunların yargılamasını içeren, düzenleyen eserler olmuştur.[8] Eğitim felsefesinde John Dewey, Rousseau, Piaget gibi filozoflar modern temelleri oluşturmuşlardır. Carl von Clausewitz politik savaş felsefesinde eserler vermiş, kamu yönetimini etkilemiştir. Mantık: matematik, dil bilimi, psikoloji, bilgisayar mühendisliği gibi alanlarda anahtar roldedir.[9][10] Teknolojik gelişmenin önemli bir unsurudur.[11] Epistemoloji: bilginin niteliklerini anlamada yardımcı olur. Bu özelliğiyle felsefe; hukuk, ekonomi, iletişim gibi alanlarda çığır açan bir etkinliktir. Bilim felsefesi de bilginin sorgulanmasını sağlayarak bilimin en büyük ve öncelikli özelliğine katkıda bulunur. Estetik: müzik, edebiyat gibi sanat alanlarındaki tartışmaları değerlendirir. Hayatın artistik boyutlarını yorumlar. Bir zamanlar felsefe adı altında yürütülen çabalar bugün başlı başına ihtisas alanı olmuştur. Rönesans'ın bitimine kadar bilim adamlarına doğa filozofu denmiştir.[12][13] Felsefeden bilimleri, özellikle sosyal bilimleri, doğuran bir bilimlerin bilimi olarak bahsedilmiştir.[14][15]

Meslek olarak felsefe

Antik çağda filozofların halka danışmanlık yaptığı bilinmektedir. İnsanlar filozoflara sorular sorar, tavsiyeler alırdı. Bunun karşılığında da ödeme yapardı.[16] Filozoflar sadece felsefe konusunda değil, hayatı ilgilendiren birçok konuda bilgiliydi. Rönesans'a kadar bilim adamı, danışmanlık, bilgelik gibi unvanlar "filozof" olmakla eş değerdi. Bilim insanı yerine doğa filozofu tabiri kullanılmaktaydı.[17] Filozofluk bir meslek olmaktan ziyade bir yaşam biçimi olarak algılanmıştır. Örneğin filozof Sokrates taş işçisiydi. Emeklilik hayatında felsefi yaşam tarzını tercih etmişti. Platon aile mülklerinden geçiniyordu. Aynı zamanda hocalık yapıyordu. Aristoteles Büyük İskender de dâhil birçok kişiye hocalık yapmıştı.[18] Zamanla filozoflar eserleriyle de gelir sağladılar. Çoğu filozof sadece felsefe ile meşgul değildir. Yazarlık, öğretmenlik, gazetecilik, doktorluk, tarihçilik, devlet adamlığı belli başlı uğraşlarıdır.[19] Bugün filozoflar yazın eserleri ve eğitimcilikle ön plandadır. Felsefe bölümü mezunu kişiler de genelde öğretmen, yazar, gazeteci, editör, danışman, aktivist gibi mesleklere yönelmektedir.

Felsefenin]

Felsefe akımları

Ana madde: Felsefe listesi

Kelimenin diğer kullanımları

Bir bilim dalı veya bir bilim disiplini olmamasına rağmen "düşün" ve "bilim" sözcüklerinin birleştirilmesiyle Türkçeleştirilmeye çalışılmış olan "felsefe" sözcüğünün birinci anlamı dışındaki anlamlarıyla ilgili olarak aşağıdakiler gösterilebilir:
  • Bir filozofun, bir felsefe okulunun, bir çağın öğretisi anlamında da kullanılır. Ör: Aristo felsefesi
  • Bir bilimin veya bilgi alanının temelini oluşturan ilkeler bütünü anlamında kullanılır. Ör: Matematik felsefesi
  • Bir trajediye felsefi yaklaşmak, duygusal reaksiyonlar yerine, entelektüel bir mesafeden bakmak anlamına gelebilir. Bu tanım Sokrates'le ilgili bir örnekten kaynaklanmaktadır. Sokrat baldıran zehrini içmeden önce sakin bir şekilde takipçileriyle ruhun doğasını tartışmıştır.
  • Halk arasındaki kullanımıyla edinilmiş bilgi veya bir insanın hayat görüşü veya bir şeye erişmenin arkasındaki yöntem veya prensipler olarak da kullanılmaktadır. Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.
  • Bir konuda soyut düşünmek anlamına gelir. Ör: "Uzun felsefelerden sonra Mediha'yı benden çok sevdiğini anlatıyor." H.E. Adıvar[20]

Felsefenin diğer alanlarla ilişkisi

Bilim ve Felsefe

  • Bilim ve Felsefe insan aklının ürünüdür
  • Her iki bilimde evreni açıklamak için çalışmalar yapar.
  • Felsefe olması gerekeni işlerken, Bilim var olanı inceler
  • Felsefe kurgusal ve tutarlı açıklamalar yaparken, Bilim deney ve gözlem metodunu kullanır.
  • Felsefede yığılma vardır ilerleme yoktur, Bilim ise durağan değildir.

Felsefe ve Din

  • Felsefe ile Din insanı ve evreni açıklamaya çalışır.
  • Felsefe eleştireldir ve kuşkuya yer verir, Din ise eleştiriye ve kuşkuya yer vermez.

Felsefe ve Sanat[


  • Felsefe ile Sanat özneldir.
  • Her iki dalda eleştiriye dayanır.
  • Her ikiside yaratıcı zekaya dayanır.
  • Her iki dalda insanı ve evreni açıklamaya çalışır.
  • Felsefe hakikatı ararken, Sanat güzeli arar.
  • Felsefe akla dayanırken, Sanat duygulara dayanır.

23 Nisan 2016 Cumartesi

Shah Rukh Khan

Shah Rukh Khan (Hintçe: शाहरुख़ ख़ान; d. 2 Kasım 1965, Yeni Delhi, Hindistan), Hint film aktörü, yapımcısı ve televizyon sunucusu. "Baadshah of Bollywood", "King of Bollywood", "King of Romance" ve "King Khan" olarak da tanınır. Çoğunlukla romantik, aksiyon ve komedi türünde 80'in üzerinde Bollywood filminde rol almıştır. Asya da ve Hint diasporasında tanınırlığı ile Los Angeles Times tarafından "Dünya'nın en büyük film starı" olarak değerlendirilmiştir. Başta 14 Filmfare Ödülleri olmak üzere birçok ödül almıştır.[2] Film endüstrisine katkılarından dolayı Hint hükümeti tarafından Padma Shri ve Fransız hükümeti tarafından da Ordre des Arts et des Lettres ve Légion d'honneur ile onurlandırılmıştır.[3] Khan'a çocukların eğitimine verdiği destekten ötürü UNESCO tarafından Pyramide con Marni ödülü verilmiştir.[4] Müslümandır.[5] Yaptığı hayır işlerini gizli tutmasını The Guardian'a verdiği röportajda "Kur'an da bir yerde diyor ki, eğer bağışı bir nedenden ötürü yaparsanız o bağış değildir." diyerek açıklamıştır.[6] Film yapım ve dağıtım şirketi Red Chillies Entertainment'ın (eski adıyla Dreamz Unlimited) ve animasyon stüdyosu Red Chillies VFX'in sahibidir. Aynı zamanda Indian Premier League kriket takımlarından Kolkata Knight Riders'ın ortağıdır.[7] US $600 milyon [8] ile dünyanın en zengin aktörüdür. 1.5 milyardan fazla hayrana sahiptir ve dünyada en fazla fanı bulunan aktör olarak bilinir.[9] 2008 de The Newsweek tarafından dünyanın en güçlü 50 insanından biri olarak seçilmiştir, Hint kültürünün en etkili insanlarındandır.

Hayatı

Adının anlamı "Kralın yüzü"dür.[11] Doğum adı Shahrukh olmasına rağmen, Shah Rukh şeklinde imza atmaktadır. Yeni Delhi de doğup, büyüdü. Babası Taj Mohammad Khan, annesi Lateef Fatima Khan'dır. Shehnaz Lalarukh adında bir ablası var. St. Columba's okulunu onur nişanı ile bitirdi. Okulda aynı anda futbol, hokey ve kriket takımlarının kaptanıydı. Hansraj College'ın ekonomi bölümden mezun oldu. Jamiya Miliya Islamia da film yapımı ve gazetecilik üzerine yüksek lisansını yaptı. 25 Ekim 1991 de 6 yıldır birlikte olduğu Gauri Chhibber ile evlendi. Aryan (d.1997), Suhana (d.2000) ve AbRam (d.2013) adında üç çocukları vardır.
Evlilik yüzüğünü sağ elinde taşıyor. Ata binmekten korkar. Dondurmadan ve çikolatadan hoşlanmaz. Günde iki paketin üzerinde sigara içiyor.[12]

Kariyeri

Hindistan film sektörüne yani Bollywood'a kast sistemi dışında girmenin oldukça zor olduğu dönemlerde kendisini ispatlamış ve sektörde sürekli yükselmiş bir oyuncudur. Khan, kariyerine 1988 de Commando Abhimanyu Rai olarak Fauji adlı bir dizide başladı. Daha sonra Circus (1989) ile dizilerde rol almaya devam etti. Anne ve babasının kaybettikten sonra Mumbai'ye gelmeye karar verdi. Bollywood'a girişini Deewana (1992) ile yaptı. Deewana hit oldu ve Shah Rukh Khan'a ilk ödülünü Filmfare Best Male Debut Award'u getirdi. Baazigar ve Darr (1993) ile takıntılı aşık olarak negatif karakterleri oynadı. Her iki filmde de eleştirmenlerden alkış aldı. Dilwale Dulhania Le Jayenge (1995) ile o ana kadar kariyerindeki en büyük başarıyı yakaladı.[13] Film hâlâ gösterimde olup 12 Aralık 2014 de 1000. haftasını kutlamıştır.[14] Filmde başrolü paylaştığı rol arkadaşı Kajol ile aralarındaki kimya sayesinde Bollywoodun ünlü romantik çiftlerinden biri haline geldiler. Khan, Kajol ile altı filmde -Baazigar, Karan Arjun, Dilwale Dulhania Le Jayenge, Kuch Kuch Hota Hai, Kabhi Khushi Kabhie Gham, My Name Is Khan- başrolü paylaştı on iki filmde beraber rol aldılar.[15] Khan'ın yakın dostu Karan Johar çifti bir araya getirdi, başrolü paylaştıkları son üç filmin yönetmenliğini yaptı.
Bollywood'a Aamir Khan, Salman Khan ve Saif Ali Khan'dan sonra katıldı. Anne ve babasını ise Bollywood'a girmeden önce kaybetti. Oğlu Aryan Kabhi Khushi Kabhie Gham'da küçük bir rol aldı. Maya Memsaab'dan (1993) sonra ekranda öpüşmeyeceğine dair kendine söz verdi. Fakat Yash Chopra'nın ısrarıyla Jab Tak Hai Jaan'da (2012) bu sözünü bozdu, bunun Yash Chopra için bir istisna olduğunu söyledi. Filmleriyle Deepika Padukone ve Anushka Sharma'nın Bollywood'a girişini yaptı.[12]

Oyunculuk

Film

Dizi[

Yapımcılık

Yarışma

Kaynakça


  1. ^ "What brand SRK means". http://ibnlive.in.com/videos/500525/storyboard-what-brand-srk-means.html. 
  2. ^ "Shah Rukh Khan Awards". http://www.imdb.com/name/nm0451321/awards. 
  3. ^ "Padmashri a matter of pride: SRK". http://www.apunkachoice.com/scoop/interviews/20050127-0.html. 
  4. ^ "Shah Rukh honoured by Unesco". http://timesofindia.indiatimes.com/entertainment/hindi/bollywood/news/Shah-Rukh-honoured-by-Unesco/articleshow/10812989.cms. 
  5. ^ https://www.youtube.com/watch?v=ZvMWEErKpUo&spfreload=10
  6. ^ "King of Bollywood". http://www.theguardian.com/film/2006/aug/04/india.world. 
  7. ^ "SRK Bio". http://www.in.com/shah-rukh-khan/biography-287.html. 
  8. ^ "The Richest Actors in the World Are Not Who You Expect". https://gma.yahoo.com/richest-actors-world-not-expect-015943179--abc-news-celebrities.html. 
  9. ^ "The sahib of cinema: Bollywood star Shah Rukh Khan". http://www.theaustralian.com.au/arts/review/the-sahib-of-cinema-bollywood-star-shah-rukh-khan/story-fn9n8gph-1226692933589?nk=98167bfd7a09cfe0cd02434dee806589. 
  10. ^ "SRK Bio". http://www.in.com/shah-rukh-khan/biography-287.htm. 
  11. ^ "Shahrukh Khan Bio". http://www.koimoi.com/actor/shah-rukh-khan/. 
  12. ^ a b "SRK IMDb Trivia". http://www.imdb.com/name/nm0451321/bio?ref_=nm_ov_bio_sm#trivia. 
  13. ^ "Shahrukh Khan Biography". http://www.koimoi.com/actor/shah-rukh-khan/. 
  14. ^ "Mumbai cinema plays same Shah Rukh Khan movie — everyday for 19 years". http://www.thenational.ae/arts-lifestyle/film/mumbai-cinema-plays-same-shah-rukh-khan-movie--everyday-for-19-years. 
  15. ^ "A look at SRK and Kajols special relationship". http://www.bollywoodlife.com/news-gossip/a-look-at-shahrukh-khan-and-kajols-special-relationship/#!1/srk-kajol-ht-cafe/

22 Nisan 2016 Cuma

Yapay zekâ,

Yapay zekâ, bilimsel adıyla mantıksal analiz robotu ; bir bilgisayarın veya bilgisayar kontrolündeki bir robotun çeşitli faaliyetleri zeki canlılara benzer şekilde yerine getirme kabiliyeti.[1] İngilizce artificial intelligence kavramının akronimi olan AI sözcüğü de bilişimde sıklıkla kullanılır. Yapay zekâ çalışmaları genellikle insanın düşünme yöntemlerini analiz ederek bunların benzeri yapay yönergeleri geliştirmeye yöneliktir.
Bir bakış açısına göre, programlanmış bir bilgisayarın düşünme girişimi gibi görünse de bu tanımlar günümüzde hızla değişmekte, öğrenebilen ve gelecekte insan zekâsından bağımsız gelişebilecek bir yapay zekâ kavramına doğru yeni yönelimler oluşmaktadır. Bu yönelim, insanın evreni ve doğayı anlama çabasında kendisine yardımcı olabilecek belki de kendisinden daha zeki, insan ötesi varlıklar meydana getirme düşünün bir ürünüdür. Bu düş, 1920'li yıllarda yazılan ve sonraları Isaac Asimov'u etkileyen modern bilim kurgu edebiyatının öncü yazarlarından Karel Čapek'in eserlerinde dışa vurmuştur. Karel Čapek, R.U.R adlı tiyatro oyununda yapay zekâya sahip robotlar ile insanlığın ortak toplumsal sorunlarını ele alarak 1920 yılında yapay zekânın insan aklından bağımsız gelişebileceğini öngörmüştü.



Tanım

İdealize edilmiş bir yaklaşıma göre yapay zekâ, insan zekâsına özgü olan, algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma, çıkarımsama yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yapay bir işletim sistemidir. Bu sistem aynı zamanda düşüncelerinden tepkiler üretebilmeli (eyleyici yapay zekâ) ve bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmelidir.

Tarihçe

"Yapay zekâ" kavramının geçmişi modern bilgisayar bilimi kadar eskidir. Fikir babası, "Makineler düşünebilir mi?" sorunsalını ortaya atarak makine zekâsını tartışmaya açan Alan Mathison Turing'dir. 1943'te II. Dünya Savaşı sırasında Kripto analizi gereksinimleri ile üretilen elektromekanik cihazlar sayesinde bilgisayar bilimi ve yapay zekâ kavramları doğmuştur.
Alan Turing, Nazilerin Enigma makinesinin şifre algoritmasını çözmeye çalışan matematikçilerin en ünlü olanlarından biriydi. İngiltere, Bletchley Park'ta şifre çözme amacı ile başlatılan çalışmalar, Turing'in prensiplerini oluşturduğu bilgisayar prototipleri olan Heath Robinson, Bombe Bilgisayarı ve Colossus Bilgisayarları, Boole cebirine dayanan veri işleme mantığı ile Makine Zekâsı kavramının oluşmasına sebep olmuştu.
Modern bilgisayarın atası olan bu makineler ve programlama mantıkları aslında insan zekâsından ilham almışlardı. Ancak sonraları, modern bilgisayarlarımız daha çok uzman sistemler diyebileceğimiz programlar ile gündelik hayatımızın sorunlarını çözmeye yönelik kullanım alanlarında daha çok yaygınlaştılar. 1970'li yıllarda büyük bilgisayar üreticileri olan Microsoft, Apple, Xerox, IBM gibi şirketler kişisel bilgisayar (PC Personal Computer) modeli ile bilgisayarı popüler hale getirdiler ve yaygınlaştırdılar. Yapay zekâ çalışmaları ise daha dar bir araştırma çevresi tarafından geliştirilmeye devam etti.
Bugün, bu çalışmaları teşvik etmek amacı ile Turing'in adıyla anılan Turing Testi ABD'de Loebner ödülleri adı altında makine zekâsına sahip yazılımların üzerinde uygulanarak başarılı olan yazılımlara ödüller dağıtılmaktadır.
Testin içeriği kısaca şöyledir: birbirini tanımayan birkaç insandan oluşan bir denek grubu birbirleri ile ve bir yapay zekâ diyalog sistemi ile geçerli bir süre sohbet etmektedirler. Birbirlerini yüz yüze görmeden yazışma yolu ile yapılan bu sohbet sonunda deneklere sorulan sorular ile hangi deneğin insan hangisinin makine zekâsı olduğunu saptamaları istenir. İlginçtir ki, şimdiye kadar yapılan testlerin bir kısmında makine zekâsı insan zannedilirken gerçek insanlar makine zannedilmiştir.
Loebner Ödülüü kazanan yapay zekâ diyalog sistemlerinin yeryüzündeki en bilinen örneklerinden biri A.L.I.C.E'dir. Carnegie üniversitesinden Dr.Richard Wallace tarafından yazılmıştır.Bu ve benzeri yazılımlarının eleştiri toplamalarının nedeni, testin ölçümlendiği kriterlerin konuşmaya dayalı olmasından dolayı programların ağırlıklı olarak diyalog sistemi (chatbot) olmalarıdır.
Türkiye'de de makine zekâsı çalışmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar doğal dil işleme, uzman sistemler ve yapay sinir ağları alanlarında Üniversiteler bünyesinde ve bağımsız olarak sürdürülmektedir.Bunlardan biri, D.U.Y.G.U. - Dil Uzam Yapay Gerçek Uslamlayıcı'dır.

Gelişim süreci

İlk araştırmalar ve yapay sinir ağları

İdealize edilmiş tanımıyla yapay zekâ konusundaki ilk çalışmalardan biri McCulloch ve Pitts tarafından yapılmıştır. Bu araştırmacıların önerdiği, yapay sinir hücrelerini kullanan hesaplama modeli, önermeler mantığı, fizyoloji ve Turing'in hesaplama kuramına dayanıyordu. Herhangi bir hesaplanabilir fonksiyonun sinir hücrelerinden oluşan ağlarla hesaplanabileceğini ve mantıksal ve ve veya işlemlerinin gerçekleştirilebileceğini gösterdiler. Bu ağ yapılarının uygun şekilde tanımlanmaları halinde öğrenme becerisi kazanabileceğini de ileri sürdüler. Hebb, sinir hücreleri arasındaki bağlantıların şiddetlerini değiştirmek için basit bir kural önerince, öğrenebilen yapay sinir ağlarını gerçekleştirmek de olası hale gelmiştir.
1950'lerde Shannon ve Turing bilgisayarlar için satranç programları yazıyorlardı. İlk yapay sinir ağı temelli bilgisayar SNARC, MIT'de Minsky ve Edmonds tarafından 1951'de yapıldı. Çalışmalarını Princeton Üniversitesi'nde sürdüren Mc Carthy, Minsky, Shannon ve Rochester'le birlikte 1956 yılında Dartmouth'da iki aylık bir açık çalışma düzenledi. Bu toplantıda birçok çalışmanın temelleri atılmakla birlikte, toplantının en önemli özelliği Mc Carthy tarafından önerilen yapay zekâ adının konmasıdır. İlk kuram ispatlayan programlardan Logic Theorist (Mantık kuramcısı) burada Newell ve Simon tarafından tanıtılmıştır.

Yeni yaklaşımlar

Daha sonra Newell ve Simon, insan gibi düşünme yaklaşımına göre üretilmiş ilk program olan Genel Sorun Çözücü (General Problem Solver)'ı geliştirmişlerdir. Simon, daha sonra fiziksel simge varsayımını ortaya atmış ve bu kuram, insandan bağımsız zeki sistemler yapma çalışmalarıyla uğraşanların hareket noktasını oluşturmuştur. Simon'ın bu tanımlaması bilim adamlarının yapay zekâya yaklaşımlarında iki farklı akımın ortaya çıktığını belirginleştirmesi açısından önemlidir: Sembolik Yapay Zekâ ve Sibernetik Yapay Zekâ.

Yaklaşımlar ve eleştiriler

Sembolik yapay zekâ[

Simon'ın sembolik yaklaşımından sonraki yıllarda mantık temelli çalışmalar egemen olmuş ve programların başarımlarını göstermek için bir takım yapay sorunlar ve dünyalar kullanılmıştır. Daha sonraları bu sorunlar gerçek yaşamı hiçbir şekilde temsil etmeyen oyuncak dünyalar olmakla suçlanmış ve yapay zekânın yalnızca bu alanlarda başarılı olabileceği ve gerçek yaşamdaki sorunların çözümüne ölçeklenemeyeceği ileri sürülmüştür.
Geliştirilen programların gerçek sorunlarla karşılaşıldığında çok kötü bir başarım göstermesinin ardındaki temel neden, bu programların yalnızca sentaktik süreçleri benzeşimlendirerek anlam çıkarma, bağlantı kurma ve fikir yürütme gibi süreçler konusunda başarısız olmasıydı. Bu dönemin en ünlü programlarından Weizenbaum tarafından geliştirilen Eliza, karşısındaki ile sohbet edebiliyor gibi görünmesine karşın, yalnızca karşısındaki insanın cümleleri üzerinde bazı işlemler yapıyordu. İlk makine çevirisi çalışmaları sırasında benzeri yaklaşımlar kullanılıp çok gülünç çevirilerle karşılaşılınca bu çalışmaların desteklenmesi durdurulmuştu. Bu yetersizlikler aslında insan beynindeki semantik süreçlerin yeterince incelenmemesinden kaynaklanmaktaydı.

Sibernetik yapay zekâ[

Yapay sinir ağları çalışmalarının dahil olduğu sibernetik cephede de durum aynıydı. Zeki davranışı benzeşimlendirmek için bu çalışmalarda kullanılan temel yapılardaki bazı önemli yetersizliklerin ortaya konmasıyla birçok araştırmacılar çalışmalarını durdurdular. Buna en temel örnek, Yapay sinir ağları konusundaki çalışmaların Minsky ve Papert'in 1969'da yayınlanan Perceptrons adlı kitaplarında tek katmanlı algaçların bazı basit problemleri çözemeyeceğini gösterip aynı kısırlığın çok katmanlı algaçlarda da beklenilmesi gerektiğini söylemeleri ile bıçakla kesilmiş gibi durmasıdır.
Sibernetik akımın uğradığı başarısızlığın temel sebebi de benzer şekilde Yapay Sinir Ağının tek katmanlı görevi başarması fakat bu görevle ilgili vargıların veya sonuçların bir yargıya dönüşerek diğer kavramlar ile bir ilişki kurulamamasından kaynaklanmaktadır.Bu durum aynı zamanda semantik süreçlerin de benzeşimlendirilememesi gerçeğini doğurdu.

Uzman sistemler

Her iki akımın da uğradığı başarısızlıklar, her sorunu çözecek genel amaçlı sistemler yerine belirli bir uzmanlık alanındaki bilgiyle donatılmış programları kullanma fikrinin gelişmesine sebep oldu ve bu durum yapay zekâ alanında yeniden bir canlanmaya yol açtı. Kısa sürede Uzman sistemler adı verilen bir metodoloji gelişti. Fakat burada çok sık rastlanan tipik bir durum, bir otomobilin tamiri için önerilerde bulunan uzman sistem programının otomobilin ne işe yaradığından haberi olmamasıydı. Buna rağmen uzman sistemlerin başarıları beraberinde ilk ticari uygulamaları da getirdi.
Yapay zekâ yavaş yavaş bir endüstri hâline geliyordu. DEC tarafından kullanılan ve müşteri siparişlerine göre donanım seçimi yapan R1 adlı uzman sistem şirkete bir yılda 40 milyon dolarlık tasarruf sağlamıştı. Birden diğer ülkeler de yapay zekâyı yeniden keşfettiler ve araştırmalara büyük kaynaklar ayrılmaya başlandı. 1988'de yapay zekâ endüstrisinin cirosu 2 milyar dolara ulaşmıştı.

Doğal dil işleme

Antropoloji bilimi, gelişmiş insan zekâsı ile dil arasındaki bağlantıyı gözler önüne serdiğinde, dil üzerinden yürütülen yapay zekâ çalışmaları tekrar önem kazandı. İnsan zekâsının doğrudan doğruya kavramlarla düşünmediği, dil ile düşündüğü, dil kodları olan kelimeler ile kavramlar arasında bağlantı kurduğu anlaşıldı. Bu sayede insan aklı kavramlar ile düşünen hayvan beyninden daha hızlı işlem yapabilmekteydi ve dil dizgeleri olan cümleler yani şablonlar ile etkili bir öğrenmeye ve bilgisini soyut olarak genişletebilme yeteneğine sahip olmuştu. İnsanların iletişimde kullandıkları Türkçe, İngilizce gibi doğal dilleri anlayan bilgisayarlar konusundaki çalışmalar hızlanmaya başladı. Önce, yine Uzman sistemler olarak karşımıza çıkan doğal dil anlayan programlar, daha sonra Sembolik Yapay Zekâ ile ilgilenenler arasında ilgiyle karşılandı ve yazılım alanındaki gelişmeler sayesinde İngilizce olan A.I.M.L (Artificial intelligence Markup Language) ve Türkçe T.Y.İ.D (Türkçe Yapay Zekâ İşaretleme Dili) gibi bilgisayar dilleri ile sentaktik (Örüntü) işlemine uygun veri erişim metotları geliştirilebildi. Bugün Sembolik Yapay Zekâ araştırmacıları özel Yapay Zekâ dillerini kullanarak verileri birbiri ile ilişkilendirebilmekte, geliştirilen özel prosedürler sayesinde anlam çıkarma ve çıkarımsama yapma gibi ileri seviye bilişsel fonksiyonları benzetimlendirmeye çalışmaktadırlar.
Bütün bu gelişmelerin ve süreçlerin sonunda bir grup yapay zekâ araştırmacısı, insan gibi düşünebilen sistemleri araştırmaya devam ederken, diğer bir grup ise ticari değeri olan rasyonel karar alan sistemler (Uzman sistemler) üzerine yoğunlaştı.

Gelecekte yapay zekâ[Gelecekte yapay zekâ araştırmalarındaki tüm alanların birleşeceğini öngörmek zor değildir. Sibernetik bir yaklaşımla modellenmiş bir Yapay Beyin, Sembolik bir yaklaşımla insan aklına benzetilmiş bilişsel süreçler ve Yapay Bilinç sistemi, insan aklı kadar esnek ve duyguları olan bir İrade ( Karar alma yetisi ), Uzman sistemler kadar yetkin bir bilgi birikimi ve rasyonel yaklaşımın dengeli bir karışımı sayesinde Yapay Zekâ, gelecekte insan zekâsına bir alternatif oluşturabilir.

Bilginin hesaplanması matematiksel gelişme ile mümkün olabilir. Çok yüksek döngü gerektiren NP problemlerin çözümü, satranç oyununda en iyi hamleyi hesaplamak veya görüntü çözümleme işlemlerinde bilgiyi saymak yerine hesaplamak süreti ile sonuca ulaşılabilir.
Yeni matematik kuantum parçacık davranışlarını açıklayacağı gibi kuantum bilgisayarın yapılmasına olanak verir .

Yapay Zekânın Gücü

Yapay zekâ uygulamaları gün geçtikçe gelişmeye ve insan zekâsını yakalamaya doğru adım adım ilerlemektedir.
Bilişim uzmanları, bir insanın hepsi aynı anda paralel olarak çalışan 100 milyar nöron bağlantısının toplam hesap gücünün alt sınırı olan saniyede 10 katrilyon (1.000.000.000.000.000 = 10^{15}) hesap düzeyine 2025'te erişeceğini düşünüyorlar.
Beynin bellek kapasitesine gelince, 100 trilyon bağlantının her birine 10.000 bit bilgi depolama gereksinimi tanınırsa, toplam kapasite 10^18 düzeyine çıkıyor. 2020'ye gelindiğinde insan beyninin işlevselliğine erişmiş bir bilgisayarın fiyatının 1000 dolar olacağı tahmin ediliyor. 2030'da 1000 dolarlık bir bilgisayarın bellek kapasitesi 1000 insanın belleğine eşit olacak. 2050'de ise yine 1000 dolara, dünyadaki tüm insanların beyin gücünden daha fazlasını satın alabileceksiniz.

Alt dallar

Kaynaklar


Dış bağlantılar[