I. Süleyman (
Osmanlı Türkçesi:
سلطان سليمان اول,
Sultan Süleyman-ı
Evvel; 6 Kasım 1494,
Trabzon - 7
Eylül 1566,
Zigetvar),
Osmanlı İmparatorluğu'nun
onuncu
padişahı ve 89.
İslam halifesi.
Batıda Muhteşem
Süleyman,
[2][3] Doğuda ise adaletli yönetimine
atfen
Kanunî Sultan Süleyman (
Osmanlı Türkçesi ile
قانونى سلطان سليمان) olarak da
bilinmektedir. 1520'den 1566'daki ölümüne kadar, yaklaşık 46 yıl boyunca
padişahlık yapan ve 13 kez sefere çıkan I. Süleyman, saltanatının toplam 10 yıl
1 ayını seferlerde geçirmiştir.
[4] Süleyman böylece imparatorluğun hem en uzun
süre görev yapan hem en çok sefere çıkan ve de en uzun süre sefer yapan Osmanlı
Sultanı olmuştur. Pozitif bilimlerde de medreseler kurdurmasıyla eğitim alanında
da etkin olmuştur.
I. Süleyman 1520 yılında, babası
I.
Selim'in ölümünün ardından tahta çıktı. Batıda
Belgrad,
Rodos,
Boğdan ve
Macaristan'ın büyük kısmını imparatorluk
topraklarına kattı. 1529 yılında
Viyana'yı
kuşatsa da çeşitli sebeplerden
ötürü bu kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı. Doğuda,
Safevîlerle yapılan savaşlar sonrasında
Orta Doğu'nun büyük kısmını
ele geçirdi.
Afrika'da imparatorluğun
sınırları
Cezayir'e kadar uzanırken;
Osmanlı
Donanması ise
Akdeniz'den
Kızıldeniz'e kadar olan
sularda hakimiyet kurmuştu.
[5] I. Selim'den 6.557.000 km
2 olarak
devraldığı Osmanlı İmparatorluğu'nu, padişahlığı döneminde
14.893.000 km
2'ye ulaştırdı.
[6][7] Zigetvar
Kuşatması'nın sonlanmasından bir gün önce, 7 Eylül 1566 tarihinde hayatını
kaybetti ve yerine oğlu
II.
Selim geçti.
İlk
yılları
1579 yılında,
Nakkaş Osman'ın
Şemâilnâme adlı eserinde yer alan ve I. Süleyman'ı gençlik yıllarında
resmeden bir minyatür
6 Kasım 1494 tarihinde,
Trabzon'da
doğdu.
[8]
Babası, Süleyman doğduğu zaman Trabzon valisi olan ve 1512 yılında padişah
olarak tahta geçen
I. Selim,
annesi ise
Ayşe
Hafsa valide sultan
idi.
[9] Çocukluk
yıllarını, süt kardeşi
Yahya
Efendi ile birlikte Trabzon'da geçirdi.
[10] Yedi yaşında
bilim, tarih, edebiyat, din ve askeriye alanlarında eğitim almak için
İstanbul'a,
Topkapı
Sarayı'ndaki
Enderûn'a
gönderildi.
1508 yılında
Şarkî
Karahisar sancak beyi
olarak atandı; ancak babası Selim'in kardeşi Amasya sancak beyi
Ahmed'in itirazı
sonrasında
Bolu'ya atandı.
[10][11] Ahmed'in
buna da itiraz etmesi sebebiyle atandığı
Kefe sancağına 1509 Temmuz'unda çıktı.
[11][12] Babası I. Selim'in 1512'de
tahta çıkmasından sonra İstanbul ve
Edirne'de oturdu.
[12] 1513
yılında
Saruhan sancak beyliğine atandı.
[13] Burada,
sonraları baş danışmanlarından biri olacak olan
Pargalı İbrahim ile yakın
bir arkadaşlık kurdu.
[12][14] Yaklaşık yedi yıllık
Saruhan sancak beyliğinin ardından, 1520 yılının 21 Eylül'ü 22 Eylül'e bağlayan
gecesi babası I. Selim'in ölümü üzerine İstanbul'a hareket etti ve tahtta hak
iddia edecek başka biri olmadığından herhangi bir mücadele vermeden 30 Eylül
1520 tarihinde onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıktı.
[12][15] Tahta geçişinden birkaç hafta
sonra
Venedik elçisi
Bartolomeo
Contarini Süleyman'ı "Yirmi altı yaşında, uzun fakat sırım gibi ve kibar
görünüşlü. Boynu biraz fazla uzun, yüzü zayıf, burnu kartal gagası gibi kıvrık.
Gölge gibi bıyığı ve küçük bir sakalı var. Cildi biraz soluk olsa da yüzü
oldukça hoş. Derisi solgunluğa meyilli. Akıllı bir hükümdar olduğu söyleniyor ve
herkes onun saltanatının hayırlı olacağını umuyor" şeklinde tanımlamıştır.
[16]
Dönemindeki askerî ve siyasî gelişmeler
1520-1529
John
Sigismund I. Süleyman'ın huzurunda
I. Süleyman'ın tahta geçmesinden kısa bir süre sonra
Şam Beylerbeyi Canberdi Gazali, Süleyman'ın padişahlığını
tanımadı ve kendi hükümdarlığını ilan ederek
isyan başlattı. Merkezden
gönderilen Ferhad Paşa komutasındaki birlikler,
Zülkadriye Eyaleti'nde bulunan
kuvvetler ve Şam'daki kuvvetlerin etkinlikleri sonucunda Şam yakınlarındaki
Mastaba adlı bölgede, 27 Ocak 1521 tarihinde yapılan çarpışmalar sonucunda
Gazali'nin yenilmesi ve öldürülmesiyle isyan bastırıldı.
[17][18] Gazali'nin yerine Şam
Beylerbeliği'ne
Ayas Mehmed Paşa atandı.
[19]
Süleyman ilk seferini 18 Mayıs 1521'de,
Macaristan Krallığı'nın
yönetimindeki
Belgrad (o dönemdeki adı
Nándorfehérvár) üzerine yaptı.
[10][20] Çevresindeki
Böğürdelen,
Zemun ve
Salankamen şehirlerinin alınmasının ardından 1
Ağustos günü kuşatılan şehir,
[21] 29 Ağustos 1521 tarihinde
teslim
oldu.
[12][22] Avrupa'da
gerçekleştirilebilecek fetih ve seferler için önemli bir merkez olan Belgrad'ın
fethi hakkında
Kutsal Roma Cermen
İmparatorluğu'nun İstanbul elçisi "Belgrad'ın ele geçirilmesi, Macaristan
Krallığı'nın çöküşüne sebep olan olayların başlangıcıydı.
II. Lajos'un ölümü,
Budin'in ele geçirilişi ve
Erdel'nın işgaliyle devam eden süreçte Macaristan
İmparatorluğu yıkılmış ve diğer ülkeleri de benzer sonu yaşayacağına dair bir
korku sarmıştı." ifadelerini kullanmıştı.
[23]
Ertesi yıl Süleyman,
Hospitalier Şövalyeleri'nin
bulunduğu
Akdeniz'deki
Rodos adasına karadan sefer düzenledi. Kuşatmaya
katılacak olan
Osmanlı Donanması ise Haziran
1522'de adanın "Cem Bahçesi" körfezine demir attı.
[12] Süleyman'ın da arasında
olduğu kara kuvvetleri,
Marmaris'ten
gemi yoluyla 28 Temmuz günü adaya geçti.
[12][24] Yaklaşık 100.000 kişi ve 400
gemiden oluşan Osmanlı ordusu,
[25] 6 aydan fazla süren kuşatma, 26 Aralık
1522'de şövalyelerin başı
Philippe Villiers de
L'Isle-Adam'ın teslim koşullarını kabul etmesi ve adanın hakimiyetinin
Osmanlı İmparatorluğu'nun
eline geçmesiyle sona erdi.
[24] Adada Hristiyan kimliğiyle
yaşayan
Cem Sultan'ın oğlu
Murad ve Murad'ın oğulları boğduruldu, eşi ve iki kızı İstanbul'a
gönderildi.
[12] Rodos'un alınmasının
ardından şövalyelerin elinde bulunan
Bodrum,
Tahtalı
ve
Aydos kaleleri ile
İstanköy ve
Sömbeki adaları da alındı.
[26][27]
Şubat 1523'te İstanbul'a dönüşünün ardından Süleyman,
[24] saltanatının ilk üç yılında görev
yapan Sadrazam
Pîrî Mehmed Paşa'yı emekliye
ayırdı.
[28] 27 Haziran 1523 günü ise daha önce
görülmemiş bir biçimde has odabaşısı
İbrahim Ağa'yı sadrazam
olarak atadı. Sadrazamlığa ek olarak kendisine
Rumeli Eyaleti'nin yönetimini de verdi.
[26] Sadrazamlık yetkisinin
kendisine verilmesini bekleyen ikinci vezir
Ahmed Paşa, vali olarak atandığı Mısır'da
1524 yılı başlarında isyan çıkararak bağımsızlığını ilan etti.
[26] Ahmed Paşa'nın
öldürülmesiyle isyan bastırıldı ve Sadrazam İbrahim Paşa, Mısır'ı düzene
sokmakla görevlendirildi.
[26][29]
I.
Süleyman Mohaç Seferi'nde
Mart 1525'te, Süleyman
Kâğıthane'de avlandığı sırada
yeniçeriler şehirde
ayaklanma
başlattılar.
[26] Kısa sürede bastırılan
ayaklanma sonrasında
Yeniçeri Ağası Mustafa Ağa,
kâhyası Kıran Bali ile
reis-ül küttab Haydar idam edildi.
[26][30] Mısır'ı düzene koyan
İbrahim Paşa ise 6 Eylül 1525 günü İstanbul'a döndü.
[26] Bu dönemde İstanbul'a gelen
Fransa elçisi
Jean
Frangipani, 24 Şubat 1525'teki
Pavia Muharebesi sonrası Kutsal Roma Cermen
İmparatorluğu'na esir düşen Kral
I. François için, kralın
annesi
Louise de
Savoie'un ricası üzerine Süleyman'dan yardım istedi.
[26] Yazdığı mektupla yardım sözü
veren Süleyman, iki devlet arasında anlaşma sağlanıp François serbest bırakılsa
da
Macaristan üzerine sefer
gerçekleştirme kararı aldı.
[31] Macaristan üzerine önce Sadrazam İbrahim
Paşa'yı gönderdi, 23 Nisan 1526'da ise Süleyman'ın önderliğindeki ordu
Macaristan'a hareket etti.
[26][32] İbrahim
Paşa komutasındaki kuvvetler,
Petrovaradin ve
İyluk şehirleriyle on bir kale ele
geçirdikten sonra,
Özek kalesini de
aldı.
[32] Bosna
beyleri de
Sirem bölgesindeki bazı
kaleleri ele geçirmişti.
[32]
Macaristan Kralı II. Lajos'un liderliğindeki ordu ile
Tuna kıyısındaki
Mohaç düzlüğünde karşılaşan Osmanlı ordusu, 29
Ağustos 1526 günü yapılan
muharebeyi kazanarak Doğu
Avrupa'daki Macar direncini kırdı.
[26][33] Lajos ise
muharebeden kaçan bazı askerlerle birlikte bataklıkta boğularak hayatını
kaybetti.
[26][34] Osmanlı ordusu yürüyüşüne
devam ederek, 20 Eylül günü Budin'e girdi.
[35] Şehrin
anahtarını alan ve yaklaşık on dört gün boyunca kral sarayında kalan Süleyman,
dönüşte
Segedin ve bazı şehirleri de
alarak
[35] 21
Eylül'de
Peşte'ye geçti ve
Macaristan'ın başına
Erdel Voyvodası
János Zápolya'yı getirdi.
[36] Macaristan'ın Osmanlı
İmparatorluğu'na bağlanması ve
Fransa-Osmanlı ittifakıyla 5
Ekim 1526 tarihinde sona eren
[37] yedi aylık sefer sonrasında, 13 Kasım 1526
tarihinde İstanbul'da zafer alayı düzendi.
[36] Osmanlı
ordusunun Macaristan'da olduğu 1526 Ağustos'unda, Safevîlerin desteğiyle
Bozok'ya
Baba Zünnun İsyanı baş
gösterdi.
[38][39]
Çevredeki bölgelere yayılmasının ardından 1527'de
Diyarbekir Beylerbeyi Hüsrev Paşa ve Adana
Sancak Beyi Pîrî Bey tarafından bastırıldı.
[39] 1527'de
orta Anadolu'da yine Safevîlerin desteğiyle
Kalender Çelebi İsyanı
çıktı. Çevresindeki sancak beyleri ile eyalet beylerini mağlup etmesinin
ardından isyanı bastırmak için Sadrazam İbrahim Paşa görevlendirildi. 1527'de
Elbistan civarında yenilgiye uğratılan
Kalender Çelebi, başı kesilerek idam edildi.
[36][38][40] Birkaç ay sonra İranlı
Molla Kabız, vaazlarında
İsa peygamberin
bütün peygamberlerden üstün olduğu fikrini dile getirdiğinden
Sünni ulemanın tepkisini çekti ve bu sebeple Kasım
1527'de
dîvânda
yargılandı.
[36] Ancak fikirlerinden
vazgeçmeyen Molla Kabız idam edildi.
[36][41]
Kutsal Roma İmparatoru
V. Karl'ın
kardeşi
Avusturya
Arşidükü Ferdinand, János
Zápolya'nın krallığını tanımayarak kendini Macaristan kralı ilan etti.
[42] János
Zápolya'nın kuvvetlerini yenilgiye uğratmasının ardından 20 Ağustos 1527 günü
Budin'e girerken,
[43][44] Osmanlı İmparatorluğu'na
vergi ödemesi karşılığında kendisinin Macaristan Kralı olarak tanınmasını
istedi.
[42] Ancak
bunu reddeden Süleyman 10 Mayıs 1529'da yeni bir sefere çıkarken, Sadrazam
İbrahim Paşa'ya da
serasker unvanı
verdi.
[36] 3 Eylül 1529'da Budin'e
varan Osmanlı kuvvetleri şehri kuşattı.
[43] 7 Eylül günü
Budin teslim oldu ve yönetimi tekrardan János Zápolya'ya verildi.
[43][45] Hemen
ardından
Estergon'u almayı başaran
Osmanlı ordusu, 23 Eylül 1529'da Avusturya topraklarına girmesinin ardından 27
Eylül günü
Viyana'yı
kuşattı.
[43] Ancak hava şartlarının
elverişsizliği ve mühimmat bakımından kuşatma için hazırlıksız olunması
sebepleriyle 16 Ekim günü kuşatma kaldırıldı ve ordu 16 Aralık 1529'da
İstanbul'a döndü.
[36][43][45]
1530-1539
Osmanlı açısından başarısızlıkla sonuçlanan Viyana kuşatmasının ardından
Ferdinand tarafından gönderilen ve Macaristan Krallığı'nın kendisine verilmesi
gerektiğini bildiren ikinci elçi de Süleyman'dan ret cevabı aldı.
[46] Bunun
üzerine Estergon,
Vişegrad ve
Vaç şehirlerini Osmanlı'dan alan Ferdinand, Budin
şehrine bir saldırı düzenlese de bu saldırı başarısızlıkla sonuçlandı.
[47][48] 17 Ekim
1530'da, Avusturya elçileri Nicolas Jurischitz ile Joseph von Lamberg İstanbul'a
geldi.
[49]
17 Kasım günü padişah Süleyman ile yaptıkları görüşmelerde bir anlaşma
sağlanamayınca Avusturya üzerine sefere çıkılması kararlaştırıldı.
[50] 25 Nisan 1532'de, Süleyman
ve İbrahim Paşa'nın önderliğindeki ordu İstanbul'dan ayrıldı.
[50] Bosna Beyi
Gazi Hüsrev Bey,
Bâli Beyoğlu Mehmed Bey, Kırım Hanı
I. Sahib Giray ve eyalet beylerbeyleri kaleler
fethederken,
akıncı kolları
Almanya'nın içlerine kadar ilerledi.
[50] Osmanlı
ordusu 11 Eylül günü
Slovenya'ya
girdi,
[50] bir süre sonra da
Habsburg
Hanedanı'nın elindeki
Güns
şehri
kuşatılarak Karl'ın gelmesi
beklendi.
[51] Üç hafta kadar süren kuşatma boyunca Karl'ın
gelmemesi üzerine 30 Ağustos 1532'de şehir ele geçirdi.
[52][53] İbrahim Paşa birkaç kale
daha ele geçirirken;
[54]
Süleyman'ın gerçekleştirdiği
Alman Seferi, 21 Kasım 1532'de İstanbul'a
dönülmesiyle sona erdi.
[50] Birkaç ay sonra, 22 Haziran
1533 tarihinde Avusturya Arşidüklüğü ile Osmanlı İmparatorluğu arasında
İstanbul Antlaşması
imzalandı. Bu anlaşmayla Macaristan'ın batısındaki küçük bir bölgenin kendisine
kaldığı Ferdinand, Macaristan üzerindeki hak iddiasını sonlandırırken, János
Zápolya'nın Macaristan hükümdarlığını tanıdı ve Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık
30.000 altın vergi .vermeyi kabul etti.
[55] Öte yandan sefer sırasında
Sikloş,
Papoçe,
Sopron,
Gradcaş,
Pojega,
Zaçesne,
Nemçe ve
Podgrad kaleleri ele geçirilirken;
Podgogonce
ve
Zagreb beyleri de kalelerinin
anahtarlarını Süleyman'a göndererek bağlılıklarını bildirdi.
[54] Alman
Seferi sırasında
Andrea
Doria tarafından alınarak Habsburgların eline geçen
Koron, 1534'ün Mart ayında
Mora
Sancak Beyi
Bâli
Beyzâde Mehmed Bey tarafından geri alındı.
[54]
I. Süleyman, Agostino
Veneziano
Osmanlı İmparatorluğu'nun elinde bulunan
Bitlis Sancak Beyi Şeref Han 1531'de
Safevî Şahı
I. Tahmasb'a bağlandığını ilan
etti.
[56][57][58] Osmanlı
İmparatorluğu topraklarında doğmasının ardından Safevîlere sığınan, sonrasında
tekrar Osmanlı'ya dönen
Ulama
Han, Şeref Han'ın yerine Bitlis'e gönderildi. Ancak burada Şeref Han'ın
kuvvetleriyle karşılaşılmasının ardından Sadrazam İbrahim Paşa, İran üzerine
yapılacak sefer için Ekim 1533'te bölgeye hareket etti.
[50][56] İbrahim
Paşa bölgeye ulaşmadan önce Ulama Han, Şeref Han ile yaptığı mücadeleden galip
ayrılarak Şeref Han'ı öldürdü.
[56] Diğer
taraftan
Bağdat Hanı Zülfikâr Han
Süleyman yanlısı bir tutum sergileyerek şehri gizlice Süleyman'a vermesi; ancak
olayın Tahmasb tarafından duyulmasının ardından Zülfikâr Han'ın öldürülmesi ve
şehrin Safevî Devleti'nde kalması da İbrahim Paşa önderliğindeki kuvvetlerin
bölgeye sevk edilmesinin nedenlerindendi.
[56][57] Kış zamanı
Halep'e varan İbrahim Paşa, Safevîlerin elindeki
Adilcevaz,
Erciş,
Van ve
Ahlat'ı ele geçirmesinin
ardından ilkbaharda Halep'ten ayrıldı.
[59] Herhangi
bir direniş göstermeyen
Tebriz, 13
Temmuz 1534 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı.
[58] Kışı İstanbul'da geçirmesinin
ardından 11 Haziran 1534'te
altıncı seferi için hareket eden Süleyman, Eylül
ayında Tebriz yakınlarında İbrahim Paşa tarafından karşılandı.
[60][61] Bir
müddet sonra buradan ayrılan ordu, 31 Aralık 1534 günü teslim olan Bağdat'ı ele
geçirdi.
[58][62][63][64] Kışın Bağdat'ta
geçirilmesinin ardından 8 Ocak 1536'da İstanbul'a dönüldü.
[60] Öte yandan 27 Aralık 1533
günü
Cezayir hükümdarı
Hızır
Reis (Barbaros), filosuyla birlikte İstanbul'a geldi.
[50] Kendisine çeşitli hediyeler
sunan ve Cezayir'i Osmanlı topraklarına katan Hızır Reis'e "Hayreddin" unvanı
veren Süleyman, Hayreddin'i
Cezayir Beylerbeyi olarak atadı. İbrahim
Paşa ile görüşmek için Halep'e gidip dönen Barbaros Hayreddin Paşa, 1534 yılında
kaptan-ı derya
oldu.
[60] 1534 mayısında ilk seferini
yaptı.
[65] Güney
İtalya sahillerine çeşitli saldırılar düzenledikten sonra
Tunus'a geldi.
[65] Küçük
çaplı direnişlere rağmen Mevlây Hasan'ın hükümdarlığındaki Tunus, 1534
Ağustos'unda alındı.
[65] Mevlây
Hasan'ın yardım istemesi üzerine V. Karl, Andrea Doria komutasında çeşitli
devletlerin kuvvetlerinden oluşan bir donanma hazırladı ve 1535 yazında
saldırdığı Tunus'u
ele geçirdi.
[66]
Fransa elçisi
Jean de La Forêt'nin girişimleri
sonucunda 18 Şubat 1536 günü Süleyman, Fransa ile
kapitülasyon anlaşması imzaladı.
[60][67] Anlaşmayla birlikte
Fransızlara ticari ve hukuki alanlarda birtakım ayrıcalıklar tanındı.
[68] 14 Mart'ı
15 Mart'a bağlayan gece
Topkapı Sarayı'nda konuk olan Sadrazam
İbrahim Paşa, Süleyman'ın emriyle boğularak öldürüldü.
[60] Ertesi gün sadrazamlığa
Ayas Mehmed Paşa
getirildi.
[60]
Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki
Osmanlı Donanması, 1536 baharında
Akdeniz'deki yabancı limanları
vurdu.
[69] Donanmanın
Avlonya kıyılarında olduğu vakit Süleyman, 17 Mayıs
1537'de İstanbul'dan ayrılarak "Sefer-i Pulya" denen
Adriyatik seferine çıktı.
[69] Fransız-Osmanlı ittifakı
gereğince Fransa'nın
İtalya'ya
kuzeyden, Osmanlı Donanması'nın ise güneyden saldırması kararlaştırıldı.
Barbaros Hayreddin Paşa komutasındaki askerler, 1537 Temmuz'unda
Puglia bölgesinde yer alan
Castro şehrinde konuşlandı.
[70][71] Otranto civarında yaklaşık iki hafta
kalan askerler, daha sonra ele geçirdikleri esirlerle birlikte buradan
ayrıldı.
[70] Öte yandan Fransa, İtalya'ya
saldırmaktan vazgeçerek askerlerini
Hollanda üzerine göndermişti. İtalya'dan ayrılan
Osmanlı Donanması, ağustos ayında
Venedik Cumhuriyeti'nin elindeki
Korfu adasını
kuşattı.
[72] Ancak kışın gelmesiyle kuşatma
kaldırıldı.
[73] Barbaros
Hayreddin Paşa, Venedik'e ait
Şira,
Patmos,
Naksos gibi adalar alındı; Naksos ile diğer beş ada
Osmanlı İmparatorluğu'na vergi vermek üzere yeniden eski dükalığa bırakıldı.
[73] Padişah
ile donanma, 22 Kasım 1537'de İstanbul'a döndü.
[69]
Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan
Boğdan Voyvodası
Petru Rareș'in vergi ödememesi üzerine
Süleyman, Barbaros Hayreddin Paşa'nın donanmayla birlikte denize açılmasından
bir-iki gün sonra, 9 Temmuz 1538 tarihinde saltanatındaki sekizinci
seferine çıktı.
Başkent
Yaş da dahil
olmak üzere Boğdan'ın büyük kısmı ile
Suceava ve
Besarabya Osmanlı egemenliğine girdi.
[74] Petru
Rareș Erdel'e sürülürken, Boğdan'ın başına
III. Ştefan getirildi.
[75] Bu sıralarda Akdeniz'de
olan Barbaros Hayreddin Paşa yönetimindeki donanma, 22 Eylül 1538'de Venedik
Cumhuriyeti,
İspanyol İmparatorluğu,
Papalık
Devleti,
Ceneviz Cumhuriyeti ve
Malta Şövalyeleri'nden oluşan
ve Andrea Doria'nın önderlik ettiği
Kutsal İttifak donanmasının Korfu'da
olduğunu öğrendi.
[76][77] 28 Eylül 1538'de,
Preveze açıklarında gerçekleşen
Preveze
Deniz Muharebesi'nden Barbaros Hayreddin Paşa zaferle ayrıldı.
[76][78] Andrea
Doria geri çekilirken
Kastelnova'yı alsa da 1539 ilkbaharında
denizden Barbaros Hayreddin Paşa, karadan ise Gazi Hüsrev Bey'in saldırıları
sonucu ada geri alındı.
[78] 1540
ekiminde Venedik ile Osmanlı arasında imzalanan antlaşmaya göre
Mora ve
Dalmaçya kıyılarındaki kaleler ve
adalar Osmanlı İmparatorluğu'na bırakılırken, Venedik'in Osmanlı'ya yıllık
300.000 altın tazminat vermesi kararlaştırıldı.
[78] Öte
yandan 15 Temmuz 1539'da Ayas Mehmed Paşa'nın ölümüyle boşalan sadrazamlığa
Lütfi Paşa
getirildi.
[69]
1535 yılında
Gucerat Sultanı Bahadır Şah'ın
gönderdiği elçi ve mektup aracılığıyla
Portekiz İmparatorluğu'na
karşı gerçekleştirdiği mücadele için yardım istemesi üzerine Süleyman,
Hint Okyanusu üzerine
gönderilecek gemiler için
Hadım Süleyman Paşa'yı
görevlendirdi.
[79][80] 13 Haziran
1538'de
Süveyş'ten yola çıkan
Hadım Süleyman Paşa, ilk olarak geldiği ve Portekizlilerin elinde bulunan
Aden'i aldı.
[80][81] 19 Ağustos günü Aden'den ayrılan
donanma, 4 Eylül'de
Diu'ya ulaştı.
[82] Ancak Bahadur Şah 1537'de
ölmüş ve Portekiz'in desteğiyle yerine gelen yeğeni
III. Mahmud Şah, 1538 eylülünde şehre
yapılan
kuşatmada Portekiz tarafında yer
almıştı.
[82][83] Ancak kuşatma
başarısızlıkla sonuçlandı ve 25 Aralık günü Aden'e dönüldü.
[84] Bir
müddet sonra ise başkent
San'a'da
dahil olmak üzere tüm
Yemen'i Osmanlı
İmparatorluğu topraklarına katıldı.
[81]
1540-1552
Nisan 1541'de, padişahın kızkardeşi olan, karısı Şahhuban Sultan'a tokat
atması sebebiyle Lütfi Paşa; Sultan Süleyman tarafından
Dimetoka'ya sürülürken, yerine Hadım Süleyman Paşa
getirildi.
[69]
János Zápolya'nın 22 Temmuz 1540'ta ölmesinin ardından eşi
Izabela
Jagiellonka, Szapolyai'nin ölümünden birkaç gün önce doğan oğlu
János Zsigmond Zápolya adına
Macaristan'ın başına geçmek için Süleyman'dan onay aldı.
[85] Yaşananları duyan
Ferdinand, 1541 Ağustos'unda
Budin'i kuşattı.
[71] Önce Rumeli beylerbeyi, ardından
ise üçüncü vezir
Sokollu Mehmed Paşa komutasındaki
kuvvetleri Budin'e gönderen Süleyman,
[86] 23 Haziran 1541'de orduyla birlikte
sefere çıktı ve
Budin'deki Ferdinand'ın kuvvetlerini yenilgiye uğrattı.
[71][87] Budin'in kurtarılmasından
sonra kurulan
Budin
Eyaleti'yle Macaristan doğrudan Osmanlı topraklarına bağlanırken, Izabela
Jagiellonka ve oğlu Sigismund Zapolya Erdel'e gönderildi.
[88] Kardeşi
Ferdinand'ın 8 Eylül'de
Cenova'e
ulaşmasıyla yaşananları öğrenen V. Karl, 1541 sonbaharında Osmanlı
İmparatorluğu'nun elindeki
Cezayir
üzerine bir
sefer düzenledi.
[89] Kutsal Roma Cermen
İmparatorluğu, İspanyol İmparatorluğu,
Napoli Krallığı,
Sicilya
Krallığı, Malta Şövalyeleri, Ceneviz Cumhuriyeti ve Papalık Devleti
kuvvetlerinden oluşan Andrea Doria'nın komutanlığındaki donanma, 19 Ekim'de
Cezayir'e geldi.
[90] Aynı zamanda Cezayir Beylerbeyi de olan
kaptan-ı derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın yokluğunda Cezayir'i savunan
Hasan Ağa komutasındaki
askerler, dört ay kadar süren çatışmalar sonunda V. Karl'ın kuvvetleri
karşısında zafer elde etti.
[91] Süleyman ise ordu ile birlikte 27 Kasım
1541'de İstanbul'a döndü.
[92]
1542'de Ferdinand'ın tekrardan Budin ve
Peşte'ye yaptığı kuşatmalar üzerine,
[93] 17 Kasım 1542'de yeni bir sefer
hazırlığı için gittiği
Edirne'de bir
müddet kalan Süleyman, 23 Nisan 1543'te Macaristan üzerine bir kez daha sefere
çıktı.
[92] 8 Ağustos'ta, iki hafta
süren
kuşatma sonucunda Estergon Osmanlı
İmparatorluğu tarafından ele geçirildi.
[94] Birkaç hafta
içerisinde ise
Siklós,
Székesfehérvár ve
Szeged şehirleri de alındı.
[93] 19 Haziran
1547'de, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında
imzalanan ilk yazılı antlaşma olma niteliği taşıyan
İstanbul Antlaşması
ile Ferdinand ve V. Karl, Macaristan'ın Osmanlı İmparatorluğu kontrolünde
olduğunu kabul ederken, Habsburg Hanedanı'nın elinde bulundurduğu batı ve kuzey
Macaristan için Osmanlı İmparatorluğu'na yıllık 30.000 altın florin vermeyi
kabul etti.
[93][95][96]
1542-1546
İtalya Savaşı esnasında Süleyman ile I. François, V. Karl ile İngiltere
Kralı
VIII. Henry'e karşı
bir ittifak oluşturdu. 29 Mayıs 1543'te İstanbul'dan yola çıkan Barbaros
Hayreddin Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, ağustos ayında
Marsilya'ya ulaştı.
[97] 6 Ağustos günü, Osmanlı
ve Fransa kuvvetlerinden oluşan donanma,
Savoie Dükü
III. Charles'ın
yönetimindeki
Nice şehrini
kuşattı.
[98] 22
Ağustos'ta Nice ele geçirilirken, kaledeki direnişin devam etmesi sebebiyle
kuşatma 8 Eylül'e kadar sürdü.
[95][99] İleride düzenlenecek saldırılarda
Fransa'ya daha kolay yardım edebilmesi için François, Osmanlı Donanması'nın kışı
Toulon'da
geçirmesini
sağladı. Yaklaşık sekiz ay süren konaklama sonrası, 1544 mayısında donanma
İstanbul'a dönüş için yola çıktı.
[99][100][101]
Kasım 1544'te, Sadrazam Hadım Süleyman Paşa ile
Divane Hüsrev Paşa'nın divanda
kavga etmesi üzerine ikisi de görevlerinden alındı ve sadrazamlığa
Damat Rüstem
Paşa getirildi.
[92] 4 Temmuz 1546'da kaptan-ı
derya Barbaros Hayreddin Paşa'nın vefat etmesiyle de yeni kaptan-ı derya
Sokollu Mehmed
Paşa oldu.
[92]
Hint Okyanusu'ndaki Osmanlı
gemilerini gösteren bir minyatür (16. yüzyıl)
1547'de Safevî Şahı
I.
Tahmasb'a karşı isyan başlatan kardeşi
Elkas Mirza [102] da İstanbul'a geldi.
[92][103] Eşi
Hürrem Sultan ile
birlikte 1544, 1545 ve 1546 yıllarını Edirne'de geçiren Süleyman, İstanbul'a
döndükten sonra Elkas Mirza'yı doğuya gönderdi ve 29 Mart 1548'de İran üzerine
sefere
çıktı.
[92] Süleyman yönetimindeki ordu
tarafından
Van'a yapılan
kuşatmayı Ulama Paşa devralırken, kısa bir
süre sonra şehir ele geçirildi.
[92][103] 1534'te Osmanlı
egemenliğine girse de sonradan tekrar Safevî Devleti'nin eline geçen Tebriz,
Süleyman komutasındaki kuvvetler tarafından tekrar alındı.
[104] Kışı
Halep'te geçiren ordu, 1549'da
Diyarbakır'a geldi ve İkinci vezir
Kara Ahmed Paşa'yı
Gürcistan taraflarına
yolladı.
[104] Bir
buçuk ay içerisinde, başta
Tortum ve
Akçakale olmak üzere yirmi kadar
şehri ele geçiren ve
Şirvanşahlar Devleti Osmanlı
İmparatorluğu'na bağlayan Kara Ahmed Paşa, ordu ile birlikte 21 Aralık 1549'da
İstanbul'a döndü.
[85][92][104]
31 Mart 1547'de ölen I. François'nın yerine Fransa kralı olan
II.
Henri, Akdeniz'de Habsburglarla mücadele için Süleyman ile anlaşma
yaptı.
[105] Bunun üzerine Andrea Doria komutasındaki
donanma, 8 Ekim 1550'de V. Karl adına
Mehdiye'yi ele geçirdi. Buna karşın Osmanlı ve Fransa
kuvvetlerinden oluşan donanma Fransa'nın güneyini savundu.
[106] Sokollu Mehmed Paşa'dan
sonraki kaptan-ı derya
Sinan
Paşa yönetiminde olan ve
Salih
Reis ile
Turgut Reis'in
eşlik ettiği donanmanın, temmuz 1551'de
Gozo
adasını ele geçirdikten sonra, 18 Temmuz günü Malta adasına yaptığı saldırı
başarısızlıkla sonuçlandı.
[107] Kısa bir süre sonra donanma, Malta
Şövalyeleri'nin kontrolündeki
Trablus'u
kuşattı. 14-15 Ağustos günlerinde
ise şehir ele geçirildi.
[108][109][110]
Trablus'un alınmasıyla
1551-1559 İtalya
Savaşı'nın zemini hazırlanmış oldu.
[111] 1552'de, Fransa'ya yardım etmek amacıyla
yola çıkan Fransa ve Osmanlı gemilerinden oluşan donanma İtalya'nın güneyindeki
Reggio Calabria'yı
ele geçirdi.
[112] 5 Ağustos 1552 günü,
Ponza açıklarında Andrea Doria komutasındaki donanmayla
karşılaşan Fransa-Osmanlı donanması,
yapılan deniz muharebesinden
zaferle ayrıldı. 1553'te ise bu donanma, Ceneviz Cumhuriyeti'nin elindeki
Korsika'nın büyük bir kısmını
ele
geçirdi.
1551 yılında, Avusturya kuvvetlerinin Erdel'e girmesinin ardından Süleyman,
Rumeli Beylerbeyi
Sokollu Mehmed Paşa'yı Erdel üzerine gönderdi.
[96][113] 10
Temmuz 1551'de
Sofya'dan hareket eden
Sokollu, 7 Eylül'de
Slankamen'den ayrılarak
Beçe önlerine geldi ve yaklaşık 16 kaleyi ele
geçirdi.
[114] Temmuz 1552'de
Lipve'yi de ele geçirdikten sonra,
[115] Temeşvar'ı kuşatsa da hava
şartlarının müsait olmaması üzerine Belgrad'a döndü.
[116] Sokollu Mehmed Paşa'nın
çekilmesi üzerine Avusturya kuvvetleri Erdel'e girerek Lipve'yi geri aldı ve
Segedin'i kuşatsa da bu kuşatma başarısızlıkla sonuçlandı.
[117]
Lipve'yi geri almak amacıyla 26 Temmuz 1552'de hareket eden Kara Ahmed Paşa
komutasındaki Osmanlı kuvvetleri, 35 gün kadar süren kuşatma sonrasında
Temeşvar'ı ele geçirdi.
[118] Kısa bir süre sonra da Lipve'nin geri
alınırken,
Vesprem ile
Solnok da ele geçirildi.
[117] Eğri'ye yapılan kuşatma ise kış mevsiminin
gelmesi sebebiyle kaldırıldı.
[117]
Öte yandan 1548'de, ikinci kez Hint seferine gönderilen donanmanın başında
Pîrî Reis vardı. Pîrî
Reis, Osmanlı İmparatorluğu'na dahil olduğu halde Portekiz egemenliğine giren
Aden'i, 26 Şubat 1548 tarihinde
geri aldı.
[119] Ağustos 1552'de ise
Portekiz İmparatorluğu'nun kontrolündeki
Maskat'ı
ele geçirdi.
[120] Sonrasında ise
Arap
Yarımadası'nın sahil kısımlarını ele geçirerek
Basra Körfezi'ne kadar geldi ve
Katar ile
Bahreyn'i Osmanlı İmparatorluğu topraklarına kattı.
[121] Ancak
ilerleyişine devam etmeyen Pîrî Reis, donanmayı Barsa'da bırakarak
Süveyş'e döndü. Bu yüzden bir
süre hapsedildi, 1554'te ise Süleyman tarafından idam edildi. Hint Okyanusu
üzerine yapılacak olan üçüncü sefer için
Koca Murat Reis görevlendirildi. Açık denizde
Dom Diogo de Noronha komutasındaki Portekiz Donanması'yla yapılan çarpışmalardan
Koca Murat Reis zaferle ayrılsa da rüzgârın aksi istikamette olması sebebiyle
Basra'ya dönmek zorunda kaldı.
[122] Başarıyla sonuçlanmayan bu seferin
ardından
Seydi Ali
Reis'in önderliğinde dördüncü ve son sefer 1553 yılında yapıldı. Portekiz
gemileriyle yapılan çatışmalar ve yakalanılan fırtınalar sebebiyle zayıflayan ve
sayısı azalan Osmanlı gemileri
Surat'a ulaşarak, kalan teçhizat ve topları
Gucerat sultanının valisi Recep Han'a bıraktı.
[123]
Osmanlı İmparatorluğu ile Safevî Devleti arasındaki ilişkilerin iyi olmaması
sebebiyle bir süre burada kalan Seydi Ali Reis, 1555'te imzalanan Amasya
Antlaşması'nın ardından hareket ettiği İstanbul'a 1557 yılında vardı.
[124]
1553-1561[
Süleymanname'de
yer alan I. Süleyman'ı
Nahcıvan Seferi sırasında gösteren bir
minyatür
Şah Tahmasp'ın
Erciş,
Adilcevaz,
Bargiri ve
Ahlat'ı; oğlu İsmail Mirza'nın ise
Erzurum'u alması üzerine Damat Rüstem
Paşa komutasındaki kuvvetler İran üzerine yollandı.
[104] Ancak
sonraları bu kuvvetler geri çağrıldı ve 28 Ağustos 1553'te Süleyman
komutasındaki ordu
sefere çıktı.
[104][125] Süleyman, tahta geçmek
istediği yönünde söylentiler olan oğlu
Mustafa'yı 6 Ekim'de,
Konya Ereğlisi'nde
boğdurdu.
[104][125] Aynı gün Rüstem Paşa
sadrazamlıktan azledildi ve yerine Kara Ahmed Paşa getirildi.
[125] Öte yandan kışı Halep'te
geçiren, ilkbaharda ise Nahçıvan'a kadar ilerleyen Osmanlı ordusu, Şah
Tahmasp'ın çekilmesi üzerine
Nahçıvan,
Revan ve
Karabağ taraflarını ele geçirdi.
[126] Amasya'ya döndü ve kışı burada geçirdi.
[125] 29 Mayıs 1555'te, iki
devlet arasında imzalanan
Amasya Antlaşması ile sınır
belirlenirken; Bağdat dahil
Irak'ın büyük
kısmı,
Gürcistan'ın batısı
(
İmereti,
Megrelya,
Guria[127][128]),
Fırat ile
Dicle nehirleri arasındaki bölge (Azerbaycan'ın batısı ve
Tebriz
[126])
Osmanlı İmparatorluğu'nda
[125][126],
Azerbaycan,
Irak'ın ve
Gürcistan'ın doğusu (
Mesheti,
Kaheti,
Kartli) ise
Safevilerde
kaldı.
[127][129] 31 Temmuz 1555'te
İstanbul'a dönen Süleyman, 29 Eylül'de Sadrazam Kara Ahmed Paşa'yı idam ettirdi
ve yerine tekrardan Damat Rüstem Paşa'yı getirdi.
[125]
Habsburglarla Fransa arasında 1551 yılından beri süregelen savaş esnasında
Fransa Kralı II. Henri, 30 Aralık 1557 tarihinde Süleyman'a mektup yazarak
kendisinden yardım istedi.
[130] Fransa'ya yardım amacıyla nisan
1558'de İstanbul'dan ayrılan Turgut Reis ve
Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması,
13 Haziran 1558'de İtalya'ya vardı.
[130] Temmuz
ayında İspanyol İmparatorluğu'nun elindeki
Balear Adaları'na, başarıyla sonuçlanan
saldırılar
düzenlenmeye başlandı.
[131] Bunun üzerine İspanya Kralı
II. Felipe, Osmanlı
İmparatorluğu'nun elindeki Trablus'u geri almak amacıyla Papa
IV. Paulus'tan yardım istedi.
İspanyol İmparatorluğu, Venedik Cumhuriyeti, Papalık Devletleri, Ceneviz
Cumhuriyeti, Savoie Dükalığı ve Malta Şövalyeleri'nden oluşan donanma, 10 Şubat
1560'ta Trablus'a doğru yola çıktı. 7 Mart'ta
Cerbe adasını ele geçiren donanma, burada bir kale
inşasına başladı.
[132] Piyale Paşa komutasındaki
Osmanlı Donanması ise 11 Mayıs'ta Cerbe'ye ulaştı.
[132] Yapılan
deniz
muharebesinden Osmanlı Donanması zaferle ayrıldı.
[132]
Oğulları
Şehzade
Bayezid ile
Şehzade Selim
arasında yaşanan taht kavgasında Selim'in tarafında oldu.
[125] İran'a sığınan Bayezid ve
oğullarını, Şah Tahmasb ile yaptığı mektuplaşmanın sonunda, 25 Eylül 1561'de,
Kazvin'de boğdurttu.
[125]
1562-1566
10 Temmuz 1561'de Sadrazam Rüstem Paşa öldü, yerine
Semiz Ali Paşa atandı.
[133] 1562 yılında İstanbul'a
gelen elçi
Ogier Ghislain de Busbecq
aracılığıyla Habsburglarla Osmanlı İmparatorluğu arasında sekiz yıllık bir
antlaşma
imzalandı.
[134] Bu
antlaşmaya göre Ferdinand, Erdel'in Osmanlı'da kaldığını ve 1547'deki antlaşmada
olduğu gibi yıllık 30.000 altın vergi vermeyi kabul etti.
[134]
Turgut Reis ve Piyale Paşa'nın komutasındaki Osmanlı Donanması, 18 Mayıs 1565
tarihinde Malta Şövalyeleri'nin elindeki Malta adasını bir kez daha
kuşattı.
[135] Malta
Şövalyeleri'nin yanında İspanyol İmparatorluğu, Sicilya Krallığı ve Maltalı
siviller de adanın savunmasına destek oldu. 11 Eylül'de başarısızlıkla
sonuçlanan kuşatma sonrasında Turgut Reis de çarpışmalar esnasında aldığı darbe
ile vefat etti.
[136] Ancak 1565 yılında I. Süleyman'ın vefatına
az kala
Piyale Paşa
komutasındaki gemiler
Sakız Adası'nı fethetmişlerdir.
[137]
Yaşlanmış I. Süleyman’ı
iki has-oda ağası ile birlikte tasvir eden minyatür
I.
Süleyman'ın bedeninin Belgrad'tan dönerken. Oğlu İkinci Selim onu
bekliyor.
Osmanlı hükûmeti, 1562'deki antlaşmada yer alan koşullara göre yıllık
vergisini ödemeyen Ferdinand'ın 1564 yılındaki ölümünün ardından Kutsal Roma
İmparatoru olan
II. Maximilian'dan
hem eski borçların ödenmesini hem de kalan altı yıl için vergilerin ödenmesi
teminatını istedi.
[138]
Maximilian, İstanbul'a gönderdiği elçiyle bu koşulları yerine getirdi.
[138] Ancak
karşılıklı sınır ihlalleri sonrasında, Semiz Ali Paşa'nın 28 Haziran 1565'teki
ölümünün ardından sadrazamlığa gelen Sokollu Mehmed Paşa'nın tutumu üzerine
Süleyman;
[138] 1
Mayıs 1566'da, yaklaşık 13 yıl aradan sonra, 72 yaşında 13. seferine çıktı.
[133][139] 27 Haziran'da Belgrad'a
varan ve burada Sigismund Zapolya'nın kuvvetlerinin de katıldığı Osmanlı Ordusu,
2 Ağustos'ta Zigetvar'a vardı.
[133][139][140] Süleyman ise kuşatma
yerine 5 Ağustos'ta varmış ve kuşatmanın görülebileceği bir tepede yer alan
çadırına yerleşmişti.
[139][140] 7 Eylül 1566 gecesi,
Zigetvar'ın
alınmasından bir gün önce,
kaynaklara göre
gut,
dizanteri,
felç veya
anjin sebebiyle vefat etti.
[141] Öte yandan Zigetvar'ın
yanında
Göle,
Yanva,
Lügos ve
diğer bazı kaleler de ele geçirilmişti.
[142]
Süleyman'ın ölümü 48 gün boyunca, 21 Ekim günü ordunun Zigetvar'dan ayrılışına
kadar saklandı.
[141] Cenazesi, 28 Kasım'da
Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin
kıldırdığı namazın ardından
Süleymaniye Camii'nde toprağa
verildi.
[141] Süleyman'ın vefatının
ardından yerine oğlu
II. Selim
geçti.
Kültür ve sanat alanındaki gelişmeler
Mimari
gelişmeler]
I. Süleyman'ın padişahlığı döneminde, I. François tarafından İstanbul'a
yollanan Fransız elçi
Pierre
Gilles'in yazdıklarına göre şehirde
Bizans İmparatorluğu döneminden
fazla yapı kalmamıştı.
[143] Döneminde birden
fazla sultan
külliye yaptıran
Süleyman döneminde ilk olarak, babası I. Selim döneminde yapımına başlanılan
I. Selim Külliyesi'nin yapımı
tamamlanırken;
[144] oğlu
Mehmed için
Şehzadebaşı Külliyesi
ve kendisi için,
Osmanlı mimarisinin en önemli
örneklerinden biri olarak kabul edilen
Süleymaniye Külliyesi
yapıldı.
[143][145] Yine padişahın yakınlarının
külliyeleri;
Rüstem Paşa Külliyesi,
Sokollu
Mehmed Paşa Külliyesi,
Kılıç Ali Paşa
Külliyesi,
Haseki Külliyesi ve Mihrimah Sultan
külliyeleri (
Üsküdar ve
Edirnekapı'da olmak
üzere iki tane),
Hadım İbrahim Paşa
Külliyesi,
Kara Ahmed Paşa Külliyesi de bu
dönemde inşa edildi.
[143] Öte yandan nüfus
artışına bağlı olarak İstanbul'da çekilen su sıkıntısının önüne geçmek amacıyla
su tesisleri yenilendi ve Kırkçeşme su sistemi kuruldu.
[145]
Bu imar faaliyetlerinde başı çeken kurum, saraya bağlı olarak çalışan ve
devlet sınırlarındaki her türlü resmî inşaat işlerini yürüten
Hassa
Mimarlar Ocağı ile başındaki hassa mimarbaşı idi.
[146] Süleyman tahta çıktığı
dönemde hassa mimarbaşı, I. Selim döneminde göreve gelen
Acem Ali'ydi.
[147] 1538 veya 1539 yılında ölen Acem Ali'nin
ardından yerine gelen ve Süleyman döneminde yapılan mimari eserlerin çoğunda
imzası bulunan
Mimar Sinan,
Osmanlı döneminin en büyük mimarlarından biri olarak kabul edilmektedir.
[143][148]
Sanatsal
gelişmeler
Kanuni
Sultan Süleyman dönemine ait altın bir sikke, 1520.
I. Süleyman'ın saltanatı döneminde yetişen başlıca şairler arasında
Fuzûlî,
Bâki,
Pir Sultan Abdal ve
Bağdatlı Ruhi gösterilmektedir.
[149] Matrakçı Nasuh
ise dönemin önemli ressam, tarihçi ve
minyatür sanatçılarındandı.
[149] Yine bu çağda
yaşayan ve
Süleymanname'yi yazan şehnameci Arifî,
nakkaş Nigarî ve
hattat Ahmed Karahisarî de dönemin önde gelen
sanatçıları arasında yer almaktadır.
[149]
Sultan Süleyman döneminde ayrıca sadrazam
Pargalı Makbul İbrahim
Paşa,
Mohaç Meydan Savaşı sonrasında
Budin'den İstanbul'a
Üç Güzeller olarak anılan
mitolojik heykeller
getirmiş ve At Meydanında bulunan sarayına dikmiştir. Bu heykeller her ne kadar
ilgi uyandırsa da bazı çevreler tarafından put olarak görülüp hoş karşılanmadığı
için kalıcı olamamıştır. Bu heykellerin yanı sıra, Budin'den bazı Doğu ve Batı
düşünürlerinin eserleri İstanbul'a getirilmiş ve kütüphane oluşturulmuştur. Bu
eserler Macar kralı Matthias Corvinus'un kurduğu geniş kütüphaneden savaş
ganimeti olarak elde edilmiştir. Süleyman bu yönüyle Osmanlı kütüphane
kültüründe etkili ve önemli bir padişah olarak yer alır.
[150]
Eğitim
Sultan Süleyman döneminde çok sayıda medrese kurulmuştur. Bu dönemde sarayda
kurulan kütüphanelerden çok, medrese ve külliyelerde kurulan kütüphanelerin ön
planda olduğu görülmektedir. Bu da, devletin halkın eğitimini daha ön planda
tutmaya başladığının göstergesi olarak görülebilir.
I. Süleyman döneminde kurulan ve Osmanlı Devleti’nin ikinci büyük eğitim
kurumu olan Süleymaniye
Medreseleri
açmış olduğu farklı bilim dalları nedeniyle (özellikle tıp, matematik ve diğer
akli bilimler) yeniden bir sınıflamaya gidilmiştir. Sultan Süleyman döneminde
yapılan düzenlemeyle Osmanlı medreselerinde eğitim Dahil medreselerinden sonra
iki aşamaya ayrılmıştır. Birincisi Sahn-ı Seman medreselerinde hukuk, ilâhiyat
ve edebiyat dallarında yapılan eğitim, ikincisi ise Süleymaniye Medreselerinde
matematik ve tıp alanlarında yapılan eğitimdir.
Özel hayatı
Süleyman'ın Süleymaniye
Camii'ndeki kabri şerifi
Alman Barok ressam
Anton Hickel'in
Hürrem ve
Sultan adlı tablosu (1780)
Saruhan Sancak Beyi olduğu sıralarda hareme giren ve gerçek ismi
bilinmediğinden
Fülane
Hatun olarak geçen kadın, çoğu tarihçi tarafından Süleyman'ın ilk eşi olarak
gösterilmektedir. Tarihçi Çağatay Uluçay; Süleyman'ın
Hürrem Sultan,
Mahidevran Sultan ve
Gülfem Hatun olmak üzere üç eşi olduğunu ve
başka eşlerinin de olabileceğini söyler.
[151] Öte yandan Fülane Hatun'dan dünyaya gelen
Mahmud;
[152]
Mahidevran Sultan'dan dünyaya gelen
Şehzade Mustafa; Hürrem Sultan'dan dünyaya
gelen
Şehzade
Mehmed,
Mihrimah
Sultan,
Şehzade
Abdullah,
Şehzade Selim,
Şehzade Bayezid,
Şehzade
Cihangir ve annesinin Gülfem Hatun olduğu yönünde görüşler olan Şehzade
Murad olmak üzere Süleyman'ın toplamda sekiz erkek ile iki kız çocuğunun olduğu
kesin olarak bilinmektedir.
[153] Bunlara ek olarak Yılmaz Öztuna; Şehzade
Orhan, Şehzade Osman, Şehzade Abdullah, Şehzade Mehmed, Şehzade Mehmed, Şehzade
Orhan'ı da Süleyman'ın oğlu olarak göstererek bu sayının on beş olduğunu
belirtir ve Fatma Sultan adında bir kızı daha olduğunu söyler.
- Eşleri
- Hürrem Sultan:
Sancak beyliği veya 1520'deki tahta çıkışının ardından haremine girdiği tahmin
edilen cariye Hürrem Sultan, 1521'de Mehmed'ı, 1522'de Mihrimah'ı, 1522 veya
1523'de Abdullah'ı, 1524'de Selim'ı, 1525'de Bayezid'ı, 1531'de Cihangir'ı
dünyaya getirdi. 15 Nisan 1558'de vefat etti.
- Mahidevran
Sultan (bazı kaynaklarda ismi Gülbahar olarak da geçer)[154]: 1500 yılı civarında doğan ve
cariye kökenli olan Mahidevran Sultan, 1515'de Mustafa'yı dünyaya getirdi.[155]
Mustafa'nın Süleyman tarafından 6 Ekim 1553'te boğdurulmasının ardından Bursa'da
yaşamaya başladı.[156] 3 Şubat 1580'de, Bursa'da
vefat etti.[156]
- Gülfem Hatun:
Süleyman'ın, Hürrem Sultan'dan önceki ve sonraki hasekisi olduğu yönünde
görüşler olan, cariye kökenli eşiydi.[157][158][159] 1561 veya 1562 yılında
vefat eden Gülfem Hatun'un,[157][160] 1521'de dünyaya gelen ve
12 Ekim 1521'de vefat eden Şehzade Murad'ın annesi olduğu yönünde görüşler
mevcuttur.[159]
- Fülane Hatun:
Süleyman'ın ilk eşi olup, gerçek adı bilinmemektedir. 1512'de dünyaya gelen Mahmud'un
annesiydi.
- Çocukları